PAYLAŞ

Çin’de çocuk işçilerin çalıştırıldığı bir fabrikada üretildim. Çocuklukları ellerinden alınan bu küçük insanların gözlerinde şekillendiğim için böyle talihsiz bir hayatım oldu belki, kim bilebilir. En azından yetişkinler için yapıldım. Koyu yeşil, ağırbaşlı bir rengim var. Ya çocuklara üretilen, üzerinde çift kiraz desenleri olan neşeli yağmurluklardan olsaydım.

Beni içinden gıdıklandığım poşetimden ilk çıkaran doğal kızıl saçlı, güzler yüzlü, altmış yaşlarında alzheimer hastası bir kadın oldu. Yağmurlu günlerin çok olduğu bu coğrafyada kullanmayacağı günlerde bile tekerlekli pazar arabasına koyar, yanına alırdı. Birlikte olmak iyi gelirdi bana, ona göz kulak olduğumu hissederdim. Sanki o benim değil, ben onun sahibiydim. Evden çıktığımız zaman, tatlı bir şarkı mırıldanarak, burnunun ucu soğuktan kızarana kadar yürür sonra köpeği sayesinde evinin yolunu bulurdu. Bu uzun yürüyüşlerden birinin sonunda, ısınmak için girdiğimiz kilisede yıpranmış ayakkabılarının yanına düşerek unutuldum. Kaygan kumaşıma direnip yanında durmak isterdim ama başaramadım. Düştüğüm an unutulacağımı da biliyordum. Ondan hiç ayrılmak istemezdim oysa.

Bir gece boyunca kilisede yerde kaldım. Tütsü kokusu üzerime tam yerleşiyordu ki kapüşonumdan çekip beni yerden kaldıran ve önce ceplerime iştahlı bir merakla saldıran bir çift mavi göz ile burun buruna geldim. Ceplerimde bulduğu bir küçük çocuk eldiveni teki, içi boş minik bir içki şişesi, eşantiyon gazoz açacağı, tarihi geçmiş bir otobüs bileti ve tüm diğer süprüntüleri tiksinti ve hayal kırıklığı ile attı. Beni üzerine giyip dışarı çıktığında sağanak yağmur vardı. Bu güzel tesadüfle mutlu oldu, sıkı sıkı sarıldı bana. Birlikte olduğumuz süre boyunca hep o gün kilisede ne işi olduğunu merak ettim. Belki o da biraz ısınmak için girmişti. Günahlarından bu kadar zevk alan birinin kilisede başka işi olamazdı.

O günden sonra hayatım tamamen değişti. Şarkı söylediği izbe yer altı barından sabahın ilk ışıklarıyla çıkıyordu.  Etraftaki erkeklerin yarısının spermlerine ev sahipliği yapan yatağına kendini atar atmaz derin bir uykuya yuvarlanır, ben de fırlatılıp atıldığım koltukta üzerimdeki izmarit deliklerinin acısı ile sabaha kadar inlerdim. O güneş küskünü, havasız odada haftalarca aynı koltuğun üzerinde kıpırtısız kaldığım zamanlar olurdu. Yağmuru, yağmurdan sonra toprak kokusunu, köpek ve unutkan kadın ile nehir kenarındaki gezintilerimizi özlerdim.

Uzun zaman sonra o sabah beni üzerine giydiğinde kusmuk kokan o bara gideceğimizi bildiğim halde sevindim. Yolda geceden sardığı cigaralığını içti, markete uğrayıp bir bira aldı. O gün bana da sirayet eden garip bir coşku vardı üzerinde. Son düzlüğünde koşan at gibiydi. Hiç içmediği kadar içti, anlamlı anlamsız her şeye güldü. Ve onu bekleyen erkeklerden birinin beline dolanarak bardan çıktı. Eve gidecekleri yerde nehir kenarına saptılar.

Bir gece evvel yağan yağmur yüzünden toprak çok kaygandı. Ayakta durmakta zorlandıkları için kahkahalarla yere yuvarlandılar. Yeşil rengim tamamen çamura bulanmıştı. Derin öpüşmeler, aceleci bir kemer şıkırtısı ve ağacın en alçak dalındaki yaprağa bile ulaşmayan zayıf, tatsız bir orgazm çığlığı. Çamurla birlikte yere yapışıp kalmış gibiydi, bacakları hala ayrık, adam üstünden kalktığı halde kıpırtısız, gözleri ağaç dallarının arasından gözüken puslu kış sabahına bakıyordu. Saçına, tırnak aralarına dolan çamura bakıp tiksinti ile yavaşça ayağa kalktı. Sabahın soğuk ayazına aldırmadan beni üzerinden çıkardı. Nehir kenarına yürüdü ve biran bile tereddüt etmeden nehre fırlatıp attı. Suya kavuştuğum an yavaşça sürüklenmeye başladım. Koyu yeşil nehirle bir bütün olmuştum sanki.

PAYLAŞ
Önceki yazıKısa Kazaklar Nasıl Giyilir
Sonraki yazıOkula Dönüş Kombinleri (Back to School)
Nisa Aslı Erten
Hayatı doya doya her anıyla yaşamayı seven, mutluluğu detaylarda bulmayı bilen, Eren'in annesi, kedi çılgını, seyahat sever, fotoğrafçı, öykü yazarı, güneşli iklim insanı, yemek yapmayı terapi olarak gören, ruh haline göre kıyafetler ve aksesuarlarla oynamayı seven bir titiz başak burcu kadını.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here