Anasayfa Blog İlk Öpücük

İlk Öpücük

212
0
PAYLAŞ

jeun2[1]Sıcak kumlara uzanıverdim. Rüzgarla havalanan kum; gözüm, kirpiklerim, saçlarım, artık sıcacık olmuş fruko gazozuma doluyor.  Ama hiç rahatsız olmuyorum.  Küçükken canlı canlı güneşe koyup öldürdüğümüz, ayaklarıyla kendini kuma gömen deniz minaresi gibi hissediyorum kendimi. Kum beni kucaklasın, sıcacık koynuna alsın.

Turuncu, beyaz çizgili, en sevdiğim bikinimin belli ki son senesi. Lastikleri gevşemeye başlamış, rengi solmuş ama atmaya kıyamıyorum, çocukluğumdan bana kalan son parça sanki. Bugün pek kimse gelmeyeceği için plaja, annemin söylenmesine rağmen bunu giydim. Ablam güzel olduğumu söylüyor. Bunu acı çeker gibi söylediği için ona inanıyorum. Vücuduma yattığım yerden bakıyorum. Üşüdüğüm için bikininin üzerinden belli olan, dikilmiş göğüs uçlarım, güneşte sarı başaklar gibi karnımın üzerinde parlayan şeftali tüylerim, çadır direği gibi bikini altımı iki yandan yükselten leğen kemiklerim hoşuma gidiyor.

Saçlarım neredeyse belime kadar uzadı. Annemin ablamla beni önüne oturtup, güneşte tarayarak sürdüğü papatya suyu iyice açtı rengini. Deniz kokan, tuzlu saçımdan bir tutam ağzıma alıyor emiyorum. Dalgalı, bugün beni davet etmeyen denize bakıp düşünüyorum.  Bu yaz mutlaka öpüşeceğim.  Buz gibi aynalarla denemeler yapmaktan bıktım.  Başka birinin dudaklarının sıcaklığını, tadını merak ediyorum. Rüyalarımda hep öpüşüyorum. Babam da eve seviyorum diye dondurma getiriyor. Beni hala o kucağında hoplattığı küçük kızı sanıyor. Oysa ben sadece öpüşmek istiyorum. Bir gün adet gördüm, denize giremeyeceğim diye ter ter tepiniyorum; bir gün bir türlü büyümeyen göğüslerime kızıp bikini üstümü ıslak kumla dolduruyorum. Çocukluktan çıkmak istemeyen bedenim hazırlıksız, şaşkın; kadın olmak isteyen çığlık atıyor.

İlk öpüşme önemli diyorlar, bence değil. Şu bana doğru kızgın kumlara bata çıka yürüyen Cengiz olabilir mesela, herkes olabilir.

– Merhaba

Yattığım yerde kıpırdamadan tek gözüm kısık, bir elimi güneşe siper ederek selamlıyorum.  Geçen seneye göre boyu mu uzamış bunun, güneşten koyulaşan teniyle daha mı yakışıklı olmuş ne ? Yoksa güneş gözlerimi kararttı ondan mı tam göremiyorum? Yüzünde bir gülümseme ile üzerime doğru eğiliyor sanki.

– Sana bir şey vermek istiyorum, ama önce gözlerini kapat.

Yanaklarım güneşten değil, şimdi gerçekten yanıyor.

-Peki diyorum.

– Avucunu aç.

Gözlerim kapalı, dudaklarımı ıslatırken, şaşırıyorum. Gülümseyerek:

– Avucumu neden açıyorum ki?

-Sen aç işte. Sürpriz bu, söylenmez.

Kalbim deli gidi atıyor, gözlerim sımsıkı kapalı, dudaklarımı istemsizce uzattım, dediğini yapıp, avucumu da açıyorum. İçine ufak, kabuksu, serin bir şey bırakıyor ve parmaklarımı elleriyle kapatıyor.

-Şimdi açabilirsin gözlerini.

Elimde ayak başparmağının düşmüş tırnağı var. Gördüğüm şeyden dehşete kapılıyorum, elimi yakıyormuş gibi çığlık atarak, tiksintiyle uzağa fırlatıyorum. O ise yanıma çökmüş, iki büklüm olmuş, kahkahalar atıyor. Kumsaldan geçmekte olan birkaç kişi bize bakıyor. Gözlerimdeki hayal kırıklığını görebiliyorlar mıdır baktıkları yerden? Ağlamak üzereyim biliyorum, ağlamamalıyım. Bir avuç kumu alıp, hala yerde kahkahalar atan Cengiz’in suratına fırlatıyorum.

PAYLAŞ
Önceki yazıMagnum Store – İstanbul – Bağdat Caddesi
Sonraki yazıSaçlarda Örgü Devrimi
Nisa Aslı Erten
Hayatı doya doya her anıyla yaşamayı seven, mutluluğu detaylarda bulmayı bilen, Eren'in annesi, kedi çılgını, seyahat sever, fotoğrafçı, öykü yazarı, güneşli iklim insanı, yemek yapmayı terapi olarak gören, ruh haline göre kıyafetler ve aksesuarlarla oynamayı seven bir titiz başak burcu kadını.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here